Google’ın ilk ismimi bilen var mı?

Google’ın ilk ismimi bilen var mı?

Genelde mentor olarak görüştüğüm yeni girişimcilerin çoğu girişime isim koyma konusuna fazla hassas yaklaşıyorlar. Biliyorum kolay değil, sanki çocuğuna isim koymak gibi… Ama bence, girişim dünyasında bu isim konusunu ilk günden kafaya takmaya gerek yok. Zaten girişimcilik macerasında her şey her gün değişiyor. İsim de değişebilir.

İsimden çok vaat önemlidir…

Girişimcilik serüveninin ilk adımı, girişimin değer önerisinin, yani marka vaadinin ve ana mesajların dikkatlice oluşturulmasıdır. Benim çalıştığım girişimcilerle sürekli uyguladığım bir yöntem var. Bu yöntemde  girişim fikrinin markalaştırılması için 10 adım yer alıyor. Maalesef benim yöntemimde ‘Marka’nın bulunması ve ‘Logo’nun tasarlanması gibi işler, listede ilk 5’te yer almıyor.

Belki aranızda bilenler vardır; Dünyanın gelmiş geçmiş en başarılı girişimlerinden birinin ismi 1996’da ‘BackRub‘ idi. Evet Larry Page and Sergey Brin 1996 yılında geliştirdikleri arama motoruna BackRub ismini veriyorlar. Daha kötüsü olamazdı herhalde :/

Peki sonra ne oldu? Sonrası daha da tuhaf. 1997 yılında ikili BackRub isminin kötü olduğu konusunda hemfikir oluyorlar. Diğer arkadaşlarıyla birlikte bir beyin fırtınası toplantısı yapıyorlar. Sean isimli üniversiteden arkadaşları ‘googolplex‘ ismini öneriyor. Larry Page bu fikri seviyor(!) ama tahtaya bunu kısaltarak Googol olarak yazıyor. Sean o sırada bilgisayar başında oturuyor ve isim boşta mı diye domain kayıt sisteminde arama yapıyor.

Yanlışlıkla Google!

Ama bir hata yapıyor ve kelimeyi yanlış yazarak arama yapıyor. İşte o yanlış yazılan kelime Google, sonrasında herkes tarafından seviliyor. Google.com da boşta olduğu için arama motorunun ismi 1997’de Google olarak değiştiriliyor. Sonrası da var, 2015’te Google, arama motoru dışında yüzlerce farklı alana yatırım yapınca işin rengi değişiyor. Bu kez de şirket tüm yatırımlarını bir çatı altında kurabilmek için, çatı şirketin ismini Alphabet olarak değiştiriyor. Böylece Google sadece Alphabet’in ürünlerinden birinin ismi olarak kalıyor.

(Hikayenin tamamını merak edenler Stanford üniversitesi sitesindeki sayfaya buradan ulaşabilir. )

Trend-Yol mu?

İsim konusunda en komik örneklerden biri de Türkiye’nin en çok reklam veren markalarından birinde yaşanıyor. Trendy-olmak fiilinden oluşturulan Trendy-ol markası, müşteriler tarafından düzgün algılanamıyor, herkes markayı Trend-yol diye çağırıyor. Şirket de bununla başa çıkmak yerine kabullenmeyi seçiyor ve kendi reklamlarında bile kendilerine Trend-yol diyorlar. Ayrıca bugün markanın geldiği noktanın Trendy-olmak ile de pek bir alakası kalmadı. Artık vaatleri trendy olmamız değil, herşeyi ucuza bulmamız.

Markalar değişir ve hemen unutulur…

Koca koca şirketler markalarını değiştiriyor da birşey olmuyor arkadaşlar, bu isim olayına çok takılmayın. Bir kod isim koyun ve hızlıca yola çıkın. Listeye bir bakar mısınız, kimler isimlerini değiştirdi:

Firebird -> Firefox
Avea -> Türk Telekom
Kraft -> Mondelez
Andersen Consulting -> Accenture

ve daha sayısız örnek verebilirim.

Kısacası;

Daha işin en başında isim bulma, logo tasarlatma telaşına girmelerine hiç gerek yoktur. Önemli olan markanın vaadini, yani misyonunu net biçimde hedef kitleye aktarabilmektir. 

Para kazandığınız zaman iyi bir reklamcı ile çalışır, çok havalı bir marka ortaya çıkartırsınız. Eski günleri de kimse hatırlamaz, merak etmeyin.

İsterseniz, yeni girişimciler için 10 maddede pazarlamaya giriş yazımla devam edebilirsiniz, ya da artık mutlaka isim bulmam gerekiyor derseniz, isim bulma konusundaki önerilerime buradan ulaşabilirsiniz.

Comments (2)
Join the discussion
Read them all
 

Comment

Hide Comments
Back

This is a unique website which will require a more modern browser to work!

Please upgrade today!

Share